boşanma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
boşanma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Kasım 2013 Salı
Yalan (Evlilik Okulu)
Evlilik hayatında en değerli şey güven duygusudur. Güven de ancak dürüst olunarak sağlanabilir. Evliliğe niyet eden çiftler daha söz, nişan safhasından itibaren birbirlerine yalan söylememeli ve birbirlerini yalan söylemek zorunda bırakmamalıdırlar.
Evlilikte yalan varsa, iki sebebi vardır. Birincisi taraflardan biri bunu çocukluğundan beri alışkanlık edinmiştir. Ya aile baskısı ile büyümüştür ya da ailede çok yalan söyleniyordur. Bu durumda kişi yalan söylemeyi bir hata, büyük bir günah olarak bile görmez. Yalana alışmış birisi dürüstlüğe çok değer veren biri ile evlenirse ikisinin de işi zordur. Dürüst olan taraf sürekli incinir, kendini güvende hissetmez. İki taraf da yalan söylemeyi alışkanlık haline getirmişlerse birbirlerini idare etmeleri daha kolay olur. Tabii evlilikleri pek sağlam olmaz. Dinimiz yalanı yasaklamış, dürüstlüğe çok değer vermiştir. Peygamberimiz: “Mümin yalan söylemez.” buyuruyor. Yalan alışkanlığı olanların bundan acilen kurtulmaları lazımdır.
Bazılarının hayatına da yalan evlendikten sonra girer. Evlilikte psikolojik baskı varsa, yalan kurtuluş reçetesi gibi görünebilir. Kocasının ona yalan söylediğinden şikayetçi olan bir hanıma “Kocanızın işlerine ve gittiği geldiği yerlere karışır mısınız?” diye sordum. “Tabii ki. Görüşmesini istemediğim arkadaşları var.” dedi. Böyle olunca ne oluyor? Kocası arkadaşı ile görüşse, evde tatsızlık olmasın diye bir şeyler uydurmak durumunda kalıyor. Bazı hanımlar erkeğin kendi ailesi ile görüşmesini istemiyorlar. Erkek onlarla gizli görüşüyor ve karısına da onun kızmayacağını düşündüğü bir yalan atıveriyor. Bu yalanın vebali hem kadına hem erkeğe yazılır. Kadın buna sebep olduğu için. Erkek de Allah’tan çok karısından korktuğu için.
Şu dünya da yalan kimseyi kurtarmış değildir. Bir şekilde kişinin ayağına dolanır, kişi yakalanır, ona duyulan güven yerle bir olur. Yalan söyleyen hele ki erkekse iyice çabuk yakalanır. Erkek beyni detaycı yaratılmadığı için yalan söylerken ya da gizli iş yaparken detayları hesap edemez, bu yüzden de yakalanır.
Erkek de karısı üzerinde onu yalana sevk edecek baskı kurmamalıdır. Özellikle karısının ev işi ve çocuk yetiştirmek gibi işlerine müdahale etmemelidir. Mesela; erkek karısından çocuğu her gün banyo yaptırmasını istiyor, bu kadının zoruna gidiyor ve çocuğu yıkamasa da “yıkadım” diyor. (Tabii bu arada çocuk da yalana alışıyor.) Ya da çocuk arkadaşları ile oynarken kavga ediyor kafasına bir oyuncak yiyor, alnı morarıyor, kadın korkusundan kocasına “çocuk düştü” diyor.
Yalan söylememek her doğruyu söylemek demek değildir. Gerekli olduğu kadar konuşmaktır. Doğruyu söyleyeyim diye söylenmesi gerekmeyen şeyleri de söylemeye gerek yok.
Evlilikte eşlerin birbirine hoşgörülü olması çok önemlidir. Hoşgörü olmayınca birbirleri üzerinde baskı kurduklarında yalan ortaya çıkacaktır. Yalan aile hayatına girdiğinde eşler birbirlerine hep kuşku ile bakacaktır. Kuşku olunca muhabbetten söz etmek biraz zordur.
SEMA MARAŞLI
www.cocukaile.net
Etiketler:
boşanma,
evlilik,
evlilik okulu,
muhabbet olsun,
sema maraşlı,
yalan
30 Haziran 2013 Pazar
Teşekkür
Eksiğe, kusura odaklananlar samimi olarak takdir ve teşekkür edemez. Sanki kendilerde her şey tammış gibi karşıdaki tam olsun isterler. Sanki insanda mükemmellik mümkünmüş gibi mükemmeli ararlar. Mükemmeli göremeyince şükür ve teşekkür yapılmaz.
Eksiğe ve kusura odaklanmanın ana sebebi kişinin kendi kusurlarını görmemesidir. Kendi kusurunu gören kişi eşinin kusurlarına karşı daha anlayışlı olur. Kendi kusurunu görmeyen kişi eşinin hatalarına kafayı takar ve onu değiştirmeye çalışır; eşiyle arası bozulur. Oysa kişi kendi kusurunu görüp onu düzeltmeye çalışsa evliliği için çok daha doğru bir şey yapmış olur.
Eşin eksiğine odaklanıldığında iyi özellikleri görülmez olur, bir de ona karşı kızgınlık duymaya başlanır. Şeytan zaten kızgınlığı sever; verir ateşi verir ateşi. Yanar ve yakarsın. Sonra gelsin pişmanlıklar…
Yaradan’ın vaadi var; nimetin kıymetini bildik bildik, bilmezsek gider elden. Karşıdaki istemese de Allah onu kişinin elinden alır; ölür gider, aldatır gider, boşanır gider. Hatta bazen kıymet bilmeyen kişi kendi ister ayrılmayı. Kendini eşinden mahrum edip onu cezalandırdığını zannedenken kendi kaybettiğini fark etmez o anda. Aklı başına geldiğinde de çoğu zaman geç olur.
Eşin eksiğine kusuruna rağmen sizin için yaptıklarından dolayı samimiyetle teşekkür ederseniz, onda kusur aramazsanız evlilikte muhabbeti yakalamanız kolay olur. Şükür nasıl Rabbimizin nimetlerini artırıyorsa teşekkür ve takdir de eşin iyiliklerini artırır.
Teşekkür etmek için büyük iyilikler bekliyoruz oysa küçücük iyiliklere teşekkür etmeye kendimizi alıştırsak büyük iyilikler de peşinden gelecektir. Bereket şükürde, muhabbet teşekkürdedir.
Kadın-erkek her insanın değerli olma isteği vardır. Teşekkür de değer vermenin ve değer bilmenin göstergesidir. Siz teşekkür ederken bir bakmışsınız eşiniz o sevmediğiniz huyundan kurtulmuş.
Nefsimiz şikayete, gönlümüz şükre meyillidir.
Eşini nefsi için bencilce seven; az kusuru çok görür. Eşinin yaptığı her hatayı kendi nefsine saldırı olarak görür. Şikayeti çoktur.
Eşini gönülden, samimi seven; hataları büyütmez. Eşinin gönlünü incitmekten korkar. Teşekkürü çoktur.
SEMA MARAŞLI
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
